İzleyiciler

28 Aralık 2011 Çarşamba

yeniyıl hediyesi...

şimdi yeniyıl geliyor ya...hediye işi var bir de bunun...aile arasında çekiliş yaptık bir atraksiyon olsun diye...fikir anası benim güzeller güzeli yengem (abimin eşi)...onu ayrı bir postta anlatacam...bizim kuzulara eğlence olsun diye...
neyse bana babam çıktı...ne alsam diye bir haftadır kafa patlatıyorum resmen...dün öğle arasında kıbrıs şehitlerinde girmediğim dükkan kalmadı...en son bijuterideydim ne alacağımı bilemediğim nerden bellii...o derece yani...
sonra bugün bişey aklıma geldi...dedem günlük tutardı...95 yaşında öldüğünde hala yazıyordu bişeyler...aile hakkında anılar...son zamanlarda kim gelmiş kim gitmiş onları yazıyordu ama olsun yazıyordu yine de...o defterler ankaradaki kuzenimde şimdi...dede hatırası...bende öyle orjinal bir defter alayım dedim...babamda yazsın bize anılarını...bizim çocukluklarımızı falan...sonra bize hatıra kalır...öyle bişey düşündüm...birde babamı ikna etmem lazım...pek yazmaz bişeyler...bakalım hediyeyi buldum...alması kaldı...
orjinal olsun diye bokunu çıkarmam inşallah:)

26 Aralık 2011 Pazartesi

2012 den istekler...

yılın son haftasına girdik bile...bitecek olan yılın muhasebesini yapmaya kalkmayacağım şimdi korkmayın...olan oldu geçen geçti...artık bütün yeni umutlar ve istekler gelecek olan yıla kaldı...şunun şurasında 6 gün var yılın bitmesine ...son bir atağa kalkıp bütün istediklerimin birbiri ardına gerçekleşecek hali yok...hal böyle olunca haberin olsun 2012 sana çok iş düşüyor...ona göre gel yani...eğer bu seferde beni,isteklerimi ve de umutlarımı görmezden gelirsen külahları değişeceğiz haberin olsun...bak demedi deme...diyorum işte...ayağını yorganına göre mi uzatacaksın ,ak akçeyi biriktirip bir şeyler mi yapacaksın artık ne yapacaksan yap...
kalan süre sana düşünme,taşınma ve de kaşınma süresi olarak tanınmıştır...amma velakin 2012 de beni unut ben o zaman bu süreyi senin burnundan fitil fitil getirmezsem görürsün...haydin sana iyi düşünüp taşınıp biraz da kaşınmalar...

25 Aralık 2011 Pazar

AŞK...

aşk yokmuş aslında
yalanmış bütün yaşananlar
hem zaten kutup ayısının ekvatorda ne işi olabilirmiş ki
deve de dikeni severmiş
üstelik bir tek fıstık yeşiliymiş eksik olan...

23 Aralık 2011 Cuma

noel babadan istekler...

dün akşam iş çıkışı eve giderken her akşam önünden geçtiğim milli piyango satıcısından bilet aldım.
ee artık biletimi de aldığıma göre noel baba benim içinde bir güzellik yaparsın değil mi?


22 Aralık 2011 Perşembe

yeniyıl hediyeleri...

http://elfony.blogspot.com/2011/12/ylbas-cekulusu-vol-3.html
http://gezenticimcime.blogspot.com/2011/12/hediyelerim-var.html
http://kucukperinindukkani.blogspot.com/2011/12/vee-gelelim-benim-hediye-cekilisimee.html#comment-form

elfoy arkadaşın yeni yıl hediyesi cüzdanlar süper...


gezenticimcimede hediyeler verecekmişş...


küçükperinin de varmış bir hediyesi...


süpersiniz arkadaşlar...

kolbastı...

başımı alıp gidesim var...
gidip de dönmeyesim...
denizi göresim...
kahvemi içesim...
kuşun kanadında uçasım var...
bulutlara çıkasım güneşi selamlayasım var...
çok konuşup duymayasım...
terter tepinip kolbastı yapasım var...


21 Aralık 2011 Çarşamba

mim şenliği...

yeni yıl yaklaştı...yaklaştıkça baktım ki bizim bokcanlarda bir heyecan bir heyecan...sonra birde şu mimler var...herkes birbirini mimlemiş...eee ben geri kalır mıyım hiç...mümkün değil...her ne kadar çok yeni olsamda bende bu mim işine girdim...şimdilik pişman değilim...sonrasını bilemiyorum...


önce hakkımda 7 gerçekle başlayım...


1-bu blok işine puccayı okumamla başladım.uzun zamandır yazayım bişeyler diyordum nasip kısmet burayaymış...


2-kitap okumaya bayılırım,hele kış mevsiminde sıcacık battaniyenin altına girip bir bardak çay eşliğinde olursa daha bir bayılırım ayılmakta istemem...


3-şu otobüslerin saatinde gelmemesine acayip bozuğum bu aralar,onların yüzünden herşey ters gidiyor...


4-bazı blokcanları kıskanıyorum İTİRAF diye buna denir...ama söylemeyecem kim olduklarını...


5-neol babadan bana bir sürü kitap göndermesini,bu yılbaşında büyük ikramiyenin bana çıkmasını sağlamasını istiyorum...(yap bir güzellik be noel baba)


6-şu güzel blokları olanlar bana bir yardım eli atabilirler mi acaba?bloğum çok ben gibi değil...öyle yapmayı beceremedim bir türlü...mesela o gizli müzik linkleri nasıl yapılıyor?


7-ve sonunda aslında eğlenceliyimdir ama niyeyse böyle bir isim koydum bloğuma...tırsmanıza gerek yok yani...


ve mimlenenler şimcik:
vişne çürüğü
mia wallace
lunarita
berranın çöplüğü
zoitsa
cips yiyemeyen kız
profösör





19 Aralık 2011 Pazartesi

pess...

yok yaa...aslında var yaaa demem lazım biliyorum...varyaaa şu dünyanın çivisi çıkmış...herkes herşeyden medet umar olmuş...kendi hariç...kendinden ümidi kesmiş...ya benden adam olmaz yada benden ancak bu kadar adam olur der olmuş...ben mi ben sesimi çıkarmıyorum henüz...bilmiyorum hala acaba benden adam olur mu olmaz mı?gerçi benden adam zaten olmaz ...olsa olsa kadın olur...ama şu var ki ben artık hiç kimseden medet ummuyorum...ummadığım taş baş yardığı için mi yoksa umulmadık taşlardan şaheserler yarattıkları için mi henüz bunu da çözmüş değilim ama öyle işte...şimdi bu ne diyor diyeceksiniz...inanın bende bilmiyorum...bişey yazacaktım buraya ama araya giren bazı işlerden dolayı dağıldım...neydi yazacağım hatırlamıyorum bile...aklım geller ve gitler arasında bir yerlerde kaldı...gitti...ve orda kaldı...yazı nereye bağlanacak inanın hiç bir fikrim yok...olsa yazarım zaten...olmadığı için böyle oldu...dağıldım...tamam... kabul pes ediyorum ...

15 Aralık 2011 Perşembe

mola...

beni rahat bırakmaya karar vedim ben...ne halim varsa göreyim...istediğimi yapacam 2012 ye kadar...bu tarihe kadar olanlardan ve olacaklardan sorumluluğumu atıyorum üstümden...bir de ben deneyim bakalım nasılmış böyle yaşamak...

14 Aralık 2011 Çarşamba

vaka-i velet...

Bizim apartmanda sık sık görüştüğümüz bir komşumuz var.karı koca öğretmen.iki tane de birbirinden şeker oğluşları var.işsiz kaldığım bir dönem küçük olana annesi öğlen okuldan gelene kadar bakmışlığım da var hatta...neyse konumuz küçük velet zaten...ismi lazım değil benim küçük velet çok tatlı,zeki,sözünü esirgemeyen bir velet...sevmeyi sevilmeyi çok sever...öpülsün koklansın kendi de öpsün sarılsın çok sever...ama söyleyeceği sözden de geri kalmaz...size bundan bir kaç hafta önce olan olaylar silsilesini anlatacam şimdi...bir akşam işten döndükten sonra farkettim ki baya olmuş benim veledi görmeyeli ve burnumda tütüyor...aradım keyfi de yerindeymiş(bu arada eğer keyfi yoksa hayatta bulaşmam bulaşılmasını zaten istemez öyle bir velet)...neyse gittim kapıyı açtı hemen atladı kucağıma...öpüşme sevişme faslından sonra oyun oynadık baya bir süre...bana kreşte yaptıklarını anlattı...bu arada kucağımdan hiç inmedi...ben seni çok özledim sen beni özledin mi diye sordum bir ara...hıhı özledim hemde çok dedi...allahhh ben havalarda tabii...kaldığım süre zarfında hep benle...neyse sonra öpüşüp koklaşmamız bittikten sonra döndüm eve...bir kaç gün sonra niye hatırlamıyorum yine çıktım onlara...baktım benimki odasında oynuyor babasıyla...kapıdan konuşuyorum hiç bana mısın demiyor...eyvallahı yok...allah allah ...babası oğlum ...ablan gelmiş baksana konuşsana...bizimkinden tık yok...döndüm dedim ki sen beni özlemedin mi hiç?ne dese beğenirsiniz...yok özlemedim...daha geçen gün gördüm ya...güler misin ağlar mısın...buyrun...ee çocuk haklı ...bazen uzun aralıklarla gördüğüm olmuştu...yeni görünce çocukta dürüstçe yok özlemedim der tabii...bu akşam da bir bakayım özledim dedim...gitmeden önce aradım ne yapıyorsunuz veledin keyfi yerinde mi diye sordum...annesine ben çok özledim öptürecekse geleyim dedim...annesi de ona soruyor duyuyorum bu arada...ne dese beğenirsiniz ...yok öptürmem gelmesin...ayy öldüm gülmekten...neyse çıktım yine ağbisiyle oynuyorlar saklanmış cilve yapıyor bana...sıkıştırdım öptüm ...ohhh bee rahatladım...


ama gerçekten süper bir velet bu yaa...görmenizi isterdim...insanın en saf hali bu yaşlar galiba...hayat umarım bozmaz onu da...

Lara Fabian - Je T'Aime ile Lara-Fabian




ZAZ je veux (clip officiel) ile kerredinesoltani



KONSERİNE GİTMEK İSTERDİM...

13 Aralık 2011 Salı

bugün yağmur var izmirde...her zaman sabah ve akşam otobüste kitap okurum bugün okumak istemedim.salak salak yağan yağmuru ve etrafı seyretmek istedim.tesadüf bu ya bu sabah yakın bir arkadaşımı otobüs durağında son anda farkettim.binmemişti otobüse.tüh diye işarteleştik. bir kaç durak sonra otobüs durdu.yolda kaza yapmış iki araç yolu tıkadığı için geçemedik bekliyoruz.bir 5-10 dk. öyle bekledik.bu arada işe geç kalanlar otobüsten inip biraz ilerde başka duraktan binmek üzere yürümeye başlamışlardı.ama bende tık yok.hala aynı salaklıkla etrafı seyretmeye devam ediyorum.sonra bir baktım arkadaşım bindi bizim otobüse pat diye geldi oturdu yanıma:)bir sevindim bir sevindim...başka birşey dileseymişsin bak oldu dedi...zaten hep öyle olur...dilek hakkımı abuk subuk şeylerle geçiştiririm...neyse biraz hoşbeşten sonra yolda açıldı otobüs yoluna devam etti.bende arkadaşımla yola güzel bir sohbetle devam ettim.bu arada arkadaşımda hadi vaktin varsa birer kahve içelim öyle git işe dedi.bu arkadaşımla da hep akşamları iş çıkışı kahve içeriz biz...hadi bu sefer de sabah kahvemizi beraber içelim dedik...onun iş yerinin orda güzel bir cafe açılmış...iki kız kardeş işletiyor oraya gittik..kahvelerimiz içtik yarım sohbetimizi tamamladık sonra kalktım bindim bir taksi dolmuşa işe geldim.sabah ekşınımı da böylece tamamladım...çok mutlu bol ekşınlı bir sabahtı benim için...

12 Aralık 2011 Pazartesi

kaç zamandır canım arkadaşlarım kendime bakmamamdan şikayetçi oluyorlardı.geçen cuma en güzelinden bir dolu fırça yiyince söz verdim artık her daim kendime bakacam diye.akabinde balıkesirden gelen arkadaşım ve fırça atan arkadaşım cumartesi günü kahvaltı için sözleştik.sabah geç kalkmama rağmen bendeki nasıl bir göt korkusuysa artık kalkıp kendimi duşa attım:)sonra en yeni elbiselerimden birini giydim.sonra saçlarımı kurutup kahküllerimi düzleştirdim arkadan tokayla topuz yaptım.sonra birde makyaj patlattım ki görün artık.sonra apar topar çıktım evden.dolmuş allahtan çok bekletmedi beni bindim 15 dakikalık bir gecikmeyle buluşacağımız yere vardım.sonra bir baktım ki bana onca fırça atan canımm arkadaşım hiç görmediğim kadar pejmurde:))))))birde beni uzaktan gelirken görmüş o mu değil mi diye şüpheye düşmüş...benim tabi ki bennn:))))


neyse şunu söyleyecem asıl.bugün benim ki aslında şehir dışında çalışıyor hiç buralarda olmaması gereken bir vakitte pat aradı:)yemeğe davet etti:))))bende allahtan bugünde verdiğim sözü tutmuştum da yine güzelliğim üstümde karşısına çıktım...allahtan yemişim o fırçayı da kendime gelmişim...yoksa her pazartesi olduğu gibi kotu çekecektim yine kıçıma üstüme alacaktım yine bir bluz hırka ikilisini pejmurde pejmurde çıkacaktım adamın karşısına...


bu yazıdan çıkan ana fikir...
1-her daim bakımlı olunacak:)
2-arkadaştan yediğin fırça hemen unutulmayacak:)
3-arkadaş fırçası her daim işe yararmışşş...unutulmayacak:)))
4-fırça yemek bana iyi geliyormuş hep hatırlanacak :)))))))
hayat bu ara bana gıcık gidiyor besbelli...neye elimi atsam bir tarafı elimde kalıyor...hayır çok mu şey istediğimi sanıyor ki?yok öyle bişey aslında...istediğim sadece mutlu olmak,sevmek ve sevilmek...ama anlamıyor... belki de dinlemiyor beni...bir gıcıklıktır uyuzluktur inatlaşmadır sürüp gidiyor...ben direndikçe o daha çok engeller çıkarıyor...o da direniyor resmen...seni mutlu etmeyecem diyor sanki...ama unuttuğu bişey var...ipler benim elimde...istediğim zaman eyvallahı çeker giderim...şimdiye kadar kimseye olmadığı gibi ona da yok eyvallahım...çeker giderim dedimse gitmem yani...sadece onu ciddiye almamaya başlarım...kendi egosuyla başbaşa bırakırım...ohh iyi fikir aslında...bunu düşüneyim ben en iyisi...o kendi egosunda debelenip dururken belki ben kendime başka bir hayat bulurum...beni anlayan...dinleyen...

8 Aralık 2011 Perşembe

Boş yere arama mutluluğu, aradığın yerde olmayacak...
Bulunca ise tadını çıkar ,çünkü hep sende kalmayacak...


Cezmi Ersöz




ne doğru sözmüş meğer...
Nasıl anlatsam bilmiyorum ki...böyle bir durgunluk var bende bu aralar...bir ürkeklik...niye ki?yeniden aşk geldi yaa... böyle olmaması gerekirken bende bir düşüncedir bir suskunluktur aldı başını gitti niyeyse...eskilerden kalan yaralarımın sızlaması dinmedi mi acaba?korku mu acaba bende ki bu hal?yok ama öyle birşey değil...bu başka birşey... fazla anlamlar mı yükledim acaba birşeylere...sandığım şeyler öyle değiller miydi acaba?acaba fazla şey mi bekledim...olmayınca hayal kırıklığı mı böyle yaptı beni...ne ki bu?hiç anlamadım...böyle mi olmalıydı oysa?havalarda uçmalıydım...kelebeklerle yarışmalıydım...yok ama böyle bir durum da ortada...aşk değil miydi acaba?acaba sadece elektrik çarpmasımıydı?çarptı ve geçti gitti mi?yoksa kuruntu mu yapıyorum bazışeyleri?ne ki şimdi bu?anlamsız yada anlamını çözemediğim çözmeye çalışırken daha bir anlamsızlaşan bir ruh hali içindeyim...umarı çabuk geçer...

7 Aralık 2011 Çarşamba

bu sabah yağmur var ...sonunda beklenen yağmur geldi...sonbaharın en güzel hali...bütün tozları kirleri yıkayıp götüren...ama usul usul...çisil çisil...ürkütmeden...korkutmadan...yıkmadan...dökmeden...usul usul...bir de sen olsan tam olacak...hep derdin yaa...yağmur yağsa da yürüsek senle boş sokaklarda elele...yağmur yağıyor...ama sen yoksun...ellerin yok...olmadı işte ...olmadı...yine de yürüyecem o boş sokaklarda...ama yalnız...

6 Aralık 2011 Salı

bişeyler yazmak istedim ama kafam o kadar karışık ki nereden başlayacağımı bilmiyorum...bu ara böyle bir durum içindeyim...yazmak istiyorum ama neyi? okumak istiyorum ama neyi?gitmek istiyorum ama nereye?seyretmek istiyorum ama ne?böyle bir durum işte...yapmak istiyorum ama ne yapmak istediğimi bilmiyorum...konuşmak istiyorum ama nereden başlayacağımı kiminle konuşacağımı bilmiyorum...hiç böyle olmamıştım...boşluk...kocaman bir boşluk...yapmak istediğim o kadar çok şey varken aklımın gelgitleri yüzünden yapamıyorum...sevmiyorum bu halimi...galiba suratsızım da bugün...boşlukları yanyana getirince bişeyler çıkar mı diyorum...bakıyorum...ııı yok çıkmıyor...saçma sapan bir durum yani...fazla uzun sürmez biliyorum ... gerçi sürse ne olur ki...önemli değil...herşeyin sonunun olduğu gibi bu haleti ruhiyetiminde bir sonu olur elbet...hiç bir şey sonsuza kadar sürmez...malesef...ne diyorum ben yaa...maleseff...salak mısın kızım sen üzülüyor bir de geçmesine gibi bir durum oldu...yok yok buna malesef demiyorum...bu durum geçsin tabiki...neyse daha fazla saçmalamadan yazıyı bitirsem iyi olacak...kendinize iyi bakın...bana bakmayın...

5 Aralık 2011 Pazartesi



insanlar ne tuhaf...değer vermezsin peşinden ayrılmazlar,zırt pırt ararlar,mail üstüne mail ,mesaj üstüne mesaj;değer verirsin, bir iki ararsın bu sefer seni çantada keklik sanıp herşeyi bir anda keserler...aramazlar,mesajlar kesilir...ne lan bu şimdi...götün mü kalktı lan...aramıyorum işte...madem öyle işte böyle...hiç bir zaman oyun oynamamışımdır karşımdaki insanlara...şöyle yaparsam şöyle olur,şunu dersem iyi olur...her zaman içimden nasıl geldiyse öyle davranmışımdır...samimiyet çok önemlidir bence...oyun oynamak bana göre olmamıştır...ama görüyorum ki böyle olmak ta iyi değilmiş...insanlar oyun oynar olmuş...sanırsam hayatı oyun bahçesi sanır olduklarından...ama unuttukları bir şey var...ben oyun oynayacak yaşı çoktan geçtim ve karşım da da ona göre insan isterim...yok olmuyor mu? kendilerine yeni oyun bahçesi ,yeni oyun arkadaşı bulsunlar o zaman...ben oyun bozanlıksa oyun bozanlık yapıyorum işte...o kadar...

2 Aralık 2011 Cuma

oleyyy bugün geliyor...
akşam yine aynı yerde aynı saatte ve hatta aynı masa da...
iki kadeh şarap eşliğide tadına doyulmaz sohbet...
biraz işve cilve...sonrasın da biraz gezmeler elele...
sonrası...

30 Kasım 2011 Çarşamba



bu şehri çok seviyorum ben yaa...yaa bir kere havası başka...insanları başka...literatürü bambaşka...aşklar başka...sevgiler başka...sıcaklık başka...sabah sabah nerden çıktı demeyin çıktı işte...kanım kaynadı yine benim şehrime...onu alıp kocaman kucaklayasım geldi...öpüp öpüp koklayıp dönüp bir daha öpesim geldi...
SEVİYORUM SENİ İZMİR...
ahh aşk
ne güzel bişeysin sen öyle...
senden başka herşey önemsiz...
göz görmüyor bir şeyi...
doldurmuşsun bütün herşeyi...
iyi ki varsın...
iyi ki sen aşksın...

25 Kasım 2011 Cuma

allahım yaa...
neden hep böyle oluyor?beraberken değer vermezler yeni biriyle hayatına devam etmeye karar verirsin hooppp sandıktan çıkarlar eskiler...kardeşim sen eskisin artık...yerini bil ve o çıktığın sandığa geri dön...buna da kalp derler...orda çoklu bir ortam yok ki...birine ait orası...ve o sen değilsin...inan değilsin...sen olsaydın zaten yeni olmazdı...şimdi tamda herşey güzel giderken çalma eski kapıları...açacak ne halim ,ne de vaktim var...sen geçmişsin artık...geçmişte kal...hep orda kal...yoksun artık...yokkk...


24 Kasım 2011 Perşembe


Tüm öğretmenlerin ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ kutlarım...


Bugün benim için çok özel...ilkokulda beni bir hafta okutan aynı zamanda abimin öğretmeni canım öğretmenimi buldum nette...onu görünce çok sevindim...çünkü o zamanlar öğretmenimiz olan kişi aynı zamanda hem komşumuz hemde ailece görüştüğümüz biriydi...onu hiç unutmadım...ama ne mutlu ki o da beni unutmamış...bunu öğrenmek beni çok mutlu etti...eteklerimi savurarak babama koşuşumu hatırlıyormuş hala...kız çocukları işte...yapacak bişey yok...onlar bizim ilk aşkımız...kimse kıskanmasın...

22 Kasım 2011 Salı


eyy aşkk...
nerdesin? ne yapmaktasın şimdi?belki bir otobüsün 1 numaralı koltuğunda yolculuktasın...belki bir mola yerinde boş bir masada çayını yudumlamakta...ama biliyorum ki aklın bende...benimkinin sende olduğu gibi...haftaya napsamda gelsem derdinde...
özledim seni şimdiden...çookkk hemde...

21 Kasım 2011 Pazartesi

hayat yeniden başlıyor ...bana tabikiii...
ewet seviyorum ve seviliyorum...yok bundan ötesi...biz onunla konuştukça o kadar ortak yanlar bulduk ki...aynı mekanlarda farklı zaman dilimlerinde bazen aynı zaman diliminde aynı şeyleri yapmışız...belki hani şu filmde ki-Aşk Tesadüfleri Sever-gibi olaylar gibi...ama yıllar sonra aynı mekanda buluştuk işte...tamamen tesadüfler sonucu yine...ahh aşkkk...sen daha ne gibi süprizler yapacaksın acaba bize...filmin sonunu merakla bekliyorum...
heyecan dorukta...nefesler tutuldu...herşey yeni başlıyor...

18 Kasım 2011 Cuma

çok mutluyum çookkk,
heyecan deseniz zirvede...bugün tekrar görecem onu...kalbim yerinden fırlayacak sanki...akşam 18 de sözleştik...benim iş çıkışım...bugün nasıl geçer bilemem artık...hatta geçer de saat 18 olur mu diye de düşünmüyor değilim...sabah resmen süslendim onun için...kışın fazla süslenmem genelde ama bugün ayrı...o geliyor...canım geliyor...oleyyyyyyy çooookkkkk mutluyum çookkkkkkk...akşamı iple çekiyorum resmen...ip kopmadan yada ben balataları sıyırmadan gelsin de bu heyecan beni öldürmeden göreyim birtanemi...

11 Kasım 2011 Cuma

9 Kasım 2011 Çarşamba

hani vardır ya...
her an bişey olacakmış gibi...
işte bu!!!
diyeceğin bişey...
işte kalbim öyle çarpıyor bu ara...
hani hep beklediğin bişey olacakmış gibi...
beklediğin gelecekmiş gibi...
geldim diyip...
sanki hiç gitmemiş gibi...
burdayım diyip...
gülecekmiş gibi...
kaldığı yerden devam edecekmiş gibi...

umut

hiç beklemediğin bir anda çıkar ya karşına...
hani yağmur sonrası bulutların arasından sızmaya çalışan güneş ışınları gibi...
hani hiç alakasız bir yazının sana anımsattığı eski güzel günlerden bir an gibi...
hani ağladığın zaman sana uzatılan bir fincan sıcacık çay gibi...
işte öyle bişeysin sen umut...
yitirilmiş sanılan ama hep orda olan...
görülmez zırhlara bürünmüş...
bir gülüşün arkasından çıkmaya hazırlanan...

5 Kasım 2011 Cumartesi


Zakkum Cem Adrian Biraz Uyu zazoga

Bayram gelmiş neyime...

Bu sene bayram bizim eve uğramadı...çok kırıldım kendisine.hani gelen misafirleri boşverdim de ben, ev ahalisini bile götürdü.şimdi ben bayram sabahı kalkıp kime günaydın diyecem?kime gıcık bayram şakaları yapacam?
kiminle bayram kahvaltısı yapacam?kimin elini öpüp illede bayram harçlığı isterim de isterim diyecem?kendimi resmen terkedilmiş kedi yavrusu gibi hissediyorum bu bayram:(
gerçi ben çocukluğumdan beri sevmem zaten bayramları ama niyeyse bu bayrama ayrı bir gıcık oluştu bende...sevmiyorum işte seni bayram...eskiden de sevmezdim bugün de sevmiyorum...yarın da seveceğimi hiiçççç sanmıyorum...


ama neyse ben her ne kadar terkedilmiş kedi yavrusu modunda olsam da herkesin bayramı kutlu olsun...


bayram gelmiş neyime şekermiş tatlıymış kurbanmış kime ne....

1 Kasım 2011 Salı

kendi gibi olmaya çalışıp çalışıp her seferinde başkasının çakması olmayı nasıl bu kadar başarabildiğinizi inanın anlamakta güçlük çekiyorum...size diyorum  heyy...kendi kendilerinin çakmaları bile olamayanlar...allaseniz kendinize gelin bir yaa ...çüşün size yaa...böğğğğğğ oldum artık sizi her yerde görmekten...tek kelimeyle iğrençsiniz...

29 Ekim 2011 Cumartesi

hiç keyfim yok bugün...
iğrenç hisler içersindeyim...
ha gitti ha gidecek aklım...
ruhum can çekişiyor...
sefil bir dünyada
sefil insanlarla
aynı nefesi almak varya...
işte en iğrenci de bu...

26 Ekim 2011 Çarşamba

Van 'a Yardım...

Van da meydana gelen depremden sonra içimden birşey yazmak gelmedi.Ama sonra dedim ki yazmalısın...


Her coğrafya da analar aynı dilde ağlar...Şimdi orda ağlayan analar var...Bizler ne kadar onların acılarına merhem olabiliriz bilmiyorum ama birşeyler yapmanın tam da zamanı...


Bazı kargoların ücretsiz yardım kolilerini topladıklarını öğrendiğimden beri evde ne kadar kalın kıyafet ve kış şartlarında oradakilere lazım olacak ne varsa toplayıp toplayıp gönderiyorum.Elimden ancak bu kadarı geliyor.Umarım biraz da olsa yaralarını sarmaya yardımcı olabilmişimdir...


Duyanlar duymayanlara söylesin...hepimizin bir olma zamanı şimdi...

20 Ekim 2011 Perşembe

mutsuzum...sanırım hiç bir zaman tam anlamıyla mutlu olamayacağım.hep bişeyler eksik.hayatım anlamsız geliyor bana.herşey rutine binmiş.işle ev arası bazen arkadaş sohbetleri...arada kaçamak yapsam da asıl olan sürekli mutsuzluk hali...birşeyler yapmalıyım.bunu değiştirmek için bişeyler...ama nerden başlamam gerektiğini bilmiyorum...sıkıldım artık...kendimden...hayatımdan...hatta hayatımda ki kişilerden...

16 Ekim 2011 Pazar

hayat boş...eğlen durma sende çoşşş :))))))

başlıktan da anlaşılacağı gibi coştum dün gece...yalnız değil tabii kankilerle..uzun zamandır yapmak isteyipte yapamadığımız fasıl gecesine gidelim dedik dün gece.tabii yer ayırtmadığımız için yer bulamadık.cumartesi için normal bişey ama biz kaz kafalıların aklına sıçarken bile gelmedi bu niyeyse...
neyse bizde başka bir yere gidelim dedik ve biri bayan biri bay iki şarkıcının sahne aldığı bir bara gittik.başlarda pek eğleneceğimi düşünmüyordum.ama ilerleyen vakitte hele birde istek parçalarımızın önce çıkan bayan tarafından söylenmeye başlamasıyla ve de tabi ki alkolün etkisiyle eğlenmeye başladık...ama ne eğlence ...önceleri bir iki masa olan mekan bizim kendimizden geçmemiz ,coşmamız sonucu doldu...şarkılara katılmamız ,oturduğumuz yerde oynamalarımız,kahkahalarımız, şarkıcılara laf atmalarımız mekanda bir kaç kişi olan müşterilerin arkadaşlarını çağırmalarıyla-artık niye üstümüze alındıysak :)-eğlenceyi doruğa çıkardı...ama hani derler ya yan masalarda oturanlar tıpkı kurtlar vadisinden fırlamış tiplerdi...olsun ama yine de yakışıklıydılar...onları hor görmemek lazım deme ama:)))))
bütün gece gözlerini masamızdan ayıramadılar-niyeyseeee:))))))))
hepsi birbirinden afet hatunlar...mekana gelmişler...yanlarında erkek sinek bilem yok...ve acayip eğleniyorlar...
neyse ki burası izmirrrr hacıııı:))))))))no problem yaniii....geceyi noktalarken son bir anektod -erkek şarkıcı nereye daha program bitmediiii ama dedii...ama bizim pilimiz bitmişti:))))))


neyse coştum yine dalgalanıyorum beeennnnn diyip yazımı bitereyim bariiii:))))))))

13 Ekim 2011 Perşembe



kıyametler kopuyor
heryer heryerde
gözüm kapıda
kulağım telefonda
kalbim ağzımda
gök yere inmiş
tanrılar çıldırmış
ben sayıklama halinde...

kan ter içinde uykularımdan uyanıyorsam her gece...sezen girdi içime galiba...
neyse böyle bir durum işte...

11 Ekim 2011 Salı

pucca

hafta sonu tanıştım pucca ile.kitabı ve kendisiyle.aslında çoktandır varmış ama ben geç keşfettim.ama derler ya geç olsun güç olmasın aynen o hesap.ve bende bloğumu günlüğe çevirmeye karar verdim.veeee bugün başlıyorum işteee...


hepinize,hepimize hayırlı olsun...

7 Ekim 2011 Cuma


bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde,
yüregin susup,mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını;
dağlara dönmeli yüzünü insan..

yeni patikalar yeni yollar seçmeli yüreğini ferahlatacak..
yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak..

hep isteyipte bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa gerçekleştirmeyi denemeli..
her geçen gece ölüme bir gün daha yaklaştığını ve zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olupta, o dursada yolculugun devam ettiğini anlamalı..

baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler, her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa, değiştirmeye çalışmalı bir seyleri..

küçücük şeylerle başlamalı belki, örneğin bir kaç durak önce inip servisten otobüsten, yürümeli eve kadar, yüregine takmalı güneş gözlüklerini gördüğünü hissedebilmeli..

sağlıgını kaybedip ölümle yüzyüze gelmeden önce değerli olmalı hayat..!
illa büyük acılar çekmemeli küçük mutlulukları farketmek için..
başkasının yerine koyabilmeli kendini..
ağlayan birine
"gül"
inleyen birine
"sus"
dememeli...
ağlayana omuz inleyene çare olabilmeli..
şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı;
sevgisiz soysuz kalarak..

dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
derin bir soluk alıp hapsetmeli kokusunu içine..

güneşin doğuşunu sevmeli..
arada bir seher yeli okşamalı saçlarını..

karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna
fırtınada boranda; öfkesine isyanına ortak olabilmeli doğanın..

bir çocuğun ilk adımlarıyla umutdu;
bir gencin düşüncelerinde geleceği,
bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli..

çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi,
mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli..

ama küçük ama büyük her hayal kırıklığı, her acı;
bir fırsat yaşamdan yeni birseyler öğrenebilmek için..

çünkü hiç düşünmemişsen;
el vermezsin kimseye kalkması için..!

hiç çaresiz kalmamışsan
dermanı olamazsın dertlerin..!

ağlamayı bilmiyorsan;
neşesizdir kahkahaların..!

merhaba dememişsen
anlamsızdır elvedaların..!

ne herkesi düşünmekten kendini,
ne kendini düşünmekten herkesi unutmamalı..!

bilmeli: çok kısa olduğunu hayatın;
hep vermek yada hep almak için..!

sadece anlatacak bir şeyleri olduğunda değil;
söyleyecek birsey bulamadığında da dinleyebilmeli..!

aklı ve kalbi ile katılabilmeli sohbetlere..

hafızası olmalı insanın;
hiç degilsa aynı hataları aynı bahanelerle tekrarlamaması için..!

soruları olmalı, yanıtlarını bulmak için bir ömür harcayacak..!
dostları olmalı ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak..!

herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;
ama kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki;
hakkını verebilsin sevdiklerinin,
zaman bulabilsin bir teşekkür ve bir elveda için..!!

yaşam dedikleri bir sınavsa eger,
asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten..

ama
herkezi sevemeyeceğini de herşeyi bilemeyeceğini de farketmeli insan..!
tıpkı herşeye sahip olamıyacağı gibi..
zamanın ninnisinde uykuda geçirmemeli hayatı...
-ç-alıntı-

EĞER...







O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

CAN YÜCEL